Uçak yolculuğundan çok korkuyordum ama kızım ağlamadan tamamladik yolculuğumuzu. Hatta uçaktakiler daha sonra ne kadar aklı kızınız var diye iltiftlarda bulundular. Önceden olsa ben de arka koltukta bir çocuk görsem ayy derdim şans işte yolculuk bitene kadar çekecem artık napalım. Ama benim kızım kimseyi rahatsız etmedi. Güzel güzel uyudu, uyandi, uçağın koltuğuna çiş yaptı :)))
Hollanda'da bizi kızımın babaannesi, halası ve kuzeni Binc karşıladı.
Kızım dedesi ve Anke ninesiyle tanıştı.
Kuzen Binc kızıma bir sürü oyuncak getirdi.
Babaannesi babasının bebekken kullandığı yatağı ve battaniyesi Alin kullansın diye bize verdi.
Ankara'da hava çok sıcakken burada şoke olduk. ilk geldiğimizde çok soğuktu. Üşüdük resmen.
Daha sonra hava çok güzelleşti. Hatta benim doğum günümde Den Haag'a deniz kenarına gittik. Gerbrandın işi olduğundan biz kızımla birlikte sahilde dolaştık. Daha sonra Gerbrandla buluştuk, kızımla birlikte ilk doğum günümü güzel bir restatuantda kulladık.
Kızımın dedesini evinde ziyaret ettik. Güzel bahçesinde kızım çok güzel eğlendi. Alin açık havada dolaşmayı ve çimlerin üstünde yatmayı çok seviyor.Ertesi gün dedesi bizi denizi doldurularak kazanılan topraklara götürdü. Resmen orman olan bir patikadan geçerek kuş cennetini ziyaret ettik.
Pazar günü Gerbrandın arkadaşlarıyla buluştuk. Jan Carel, Duygu ve Maurits (Berlin'deki arkadaşımız). JC ve Duygu bu yıl Ankarada evlenecekler. Duygu da çevre mühendisi :))))
Şimdilik bu kadar yolculuğumuz geri kalan kısmını anlatmaya devam edeceğim. Bizi izlemeye devam edin....
Sevgiler :)))))